Bilgi Deryam

Süpürge tohumu yiyerek Edirne’yi savunan Şükrü Paşa

Süpürge tohumu yiyerek Edirne’yi savunan Şükrü Paşa

Şükrü Paşa bir ay savunma emri aldığı Edirne’yi tam 155 gün boyunca türlü türlü sıkıntılara rağmen, hatta süpürge tohumu yiyerek savunan efsane bir paşadır. Esir düştükten sonra Kral Ferdinand tarafından kılıcı kendisine iade edilen şanlı bir paşanın savunmasını okuyacaksınız.

Edirne savunucusu Şükrü Paşa

Tarih 1912’li yıllar. Osmanlı büyük bir kaos ve kargaşanın içinde, yönetim ülkeyi bozuk para gibi harcayan İttihat ve Terakki’nin elinde. Ordu tam olarak siyasetin içinde. Ayrıca siyasetteki gibi parça parça gruplara ayrılmış durumda. Her kafadan bir ses çıkıyor. İşte tamda bu sırada Balkan Harbi patlak verdi.

Bulgar ordusu Çatalca’ya kadar gelmiş, ancak ele geçiremediği bir şehir vardı: Edirne.  Savaş başlamadan önce 24 Eylül 1912 tarihinde Osmanlının  Sofya Elçiliği İstanbul’a bir uyarı telgrafı göndererek yaklaşan büyük tehlikeyi şöyle bildirmişti “Bulgarların ilk amacı Osmanlı’nın güçsüz Kırklareli tümenidir. Edirne’ye ise baskın taarruzu düşünüyorlar. Edirne müstahkem mevkii takviye edilmeli, vatani hizmet süresi dolan askerler terhis edilmemelidir.

Gelen bu rapor üzerine Edirne’ye Mehmed Şükrü Paşa getirildi. Görevi şehrin kuşatılması halinde bir ay boyunca şehri savunmasıydı. Buna göre hazırlık yapılmıştı. Bu süre içerisinde ya Bulgar orduları geri püskürtülecek ya da kendisine İstanbul’dan yardım gönderilecekti.

Kasım ayı ortasında Bulgar ve Sırp ordusu Edirne’yi top ateşine tutmaya başladı. Top ateşinin şehirde oluşturduğu yıkım, baş gösteren salgın hastalıklar, açlık ve soğuk şehrin savunulmasını gün geçtikçe zorlaştırdı.

Yiyecek bulamayan halk ve savunma hattındaki askerler süpürge tohumlarından yapılmış ekmek yemek zorunda kaldı ve şehri bu şartlarda savundular.

Bedenimi itler ve kuşlar çeke çeke yesinler

Bu zor günlerde Şükrü Paşanın şöyle askerlerine şöyle söylediği rivayet edilir: ”Düşman, hatları geçtikten sonra ölürsem, kendimi şehit kabul etmiyorum, beni mezara koymayın. Etimi, itler ve kuşlar, çeke çeke yesinler. Fakat müdafaa hattımız bozulmadan şehit olursam, kefenim, lifim ve sabunum çantamdadır. Beni bu mahale gömeceksiniz. Ve gelen nesiller, üzerime bir abide dikeceklerdir.’

Makalenin başında yazdığım gibi, Şükrü Paşa verilen emir ”Edirne’yi bir ay kadar savunmasıydı. 1 ay savunduğu taktirde takviye birlikler gönderilecekti.” Biliyor musunuz, o takviye kuvvetler hiç bir zaman gelmedi. Enver Paşa hükümete darbe yapıp güçleri eline aldığında Şükrü Paşa’ya; ”Biraz daha sabredin, takviye birlikler göndereceğiz.” dedi. Ama yine gelmedi o takviye birlikler.

Şükrü Paşa 155 günlük  savunmanın ardından Edirne’nin ünlü Selimiye Camisi gibi mukaddes mekanlarının  top atışlarıyla yok edilmesini engellemek amacıyla 26 Mart günü teslim olmayı kabul etti. Kılıcını Bulgar komutanı General İvankov’a teslim etti.

Ancak onun bu mücadelesi Edirne’nin düşmesinden sonra işgalciler tarafından da takdir gördü. Ertesi gün Bulgar Kralı Ferdinand,  “- Bir yanlışlık olmuş olmalı. Şehrin zaptı sırasında beylik kılıcınızı vermişsiniz. Sizin gibi askerlerin kılıçları alınmaz. Siz savaşta şanlı bir sayfa yazdınız. Lütfen kılıcınızı kabul buyurunuz. Yalnızca sizi ağırlamaktan değil, aynı zamanda imkansız bir savunmayı gerçeğe dönüştüren sizin gibi askerlerle savaşmaktan gurur duyuyorum” diyerek kılıcını kendisine geri vermiştir.

Faydalanılan kaynaklar: Dünya Bülteni

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Bilgi Deryam | 2018 Bilgideryam.com - Sitedeki yazıları kaynak göstererek paylaşabilirsiniz. Tüm hakkı saklıdır.