Bilgi Deryam

Lozan Anlaşması’nın orijinali ve Paşaların imzaları

Lozan Anlaşması’nın orijinali ve Paşaların imzaları

Lozan Anlaşması’nın orijinali ve anlaşmaya giden paşaların attıkları imzalar. Belki de ilk kez göreceksiniz.  TÜRKİYE’nin tapu senedi olarak kabul edilen Lozan Antlaşması’nın imzalı mühürlü resmi anlaşma metni ilk kez Paris’te gösterilmeye başlandı. Paris Askeri Müzesi’ndeki “A l’est la guerre sans fin 1918-1923” isimli sergiyi gezenler Lozan Anlaşması’nın orijinalini görüp inceleyebiliyor.

Lozan Anlaşması’nın orijinali

24 Temmuz 1923 günü imzalanan ve Türkiye’nin tapu senedi olarak görülen Lozan Antlaşması’nın orjinali Paris’teki Askeri Müze’de ilk kez sergilenmeye başlandı. 

Lozan Anlaşması'nın orijinali
Lozan Anlaşması’nın orijinali

Lozan Anlaşması’nın orijinali
Lozan Anlaşması'nın orijinali
Lozan Anlaşması’nın orijinali

İsmet İnönü, Hasan Saka ve Dr. Rıza Nur Lozan Antlaşması’nı imzalıyor, 24 Temmuz 1923. 

Lozan Anlaşması'nın orijinali
Lozan Anlaşması’nın orijinali

İşte İsmet İnönü, Hasan Saka ve Dr. Rıza Nur’un imzalarının orijinali. Yani Türk devleti henüz resmi olarak kurulmamış, Latin alfabesine de geçilmemiş olsa da imzaların Latince atılmış olması dikkat çekiyor.

Lozan Zafer mi? Lozan kimin zaferi

Temmuz sayımızın kapak dosyası 96. yıldönümünde Lozan konuşulurken hep gölgede bırakılan bir boyutu büyüteç altına alıyor. Lozan’da petrol savaşları ve Irak (Musul) petrolünün ABD-İngiltere arasındaki sıkı pazarlıklara konu olması. 

Mehmet Çelik, Süleyman Kocabaş, Mustafa Budak ve Rachel Haverloc gibi uzmanların katkıları da yer almakla birlikte özellikle Şükrü Hanioğlu ve Volkan Ediger’in yaklaşımlarına dikkatinizi çekmek istiyorum.

Volkan Ediger enerji uzmanı ve Osmanlı’da Neft ve Petrol adlı harikulade kitabın yazarı. Tarihe bir enerji uzmanından beklenmeyecek ölçüde vakıf. Yapılan söyleşide Sevr’den bizi ABD’nin kurtardığını iddia ediyor ki çok ilginç. Kendi cümlelerini aktaralım:

“Sykes-Picot’dan bizi Bolşevik Devrimi kurtarmıştı. Sevr Antlaşması’ndan ise Amerika sayesinde kurtulduk. Fransız, İngiliz ve İtalyanların Osmanlı’yı paylaşım antlaşmasıydı Sevr. Petrol bölgelerini kenid aralarında ‘adilce’ böleşmüşlerdi. Buna en çok karşı çıkan Amerika olmuştu. Çünkü o da pastadan pay almak istiyordu.”

Böylece Sevr’i yürürlüğe koydurmayanın, yani ‘yırtanın’ Ankara değil, ABD olduğunu öğreniyoruz. Bakalım sözlerinin devamında neler demiş:

“Lozan’da da bize en çok yardım eden Amerika olmuştu. İngiltere’nin bölgeye tamamen yerleşmesini engellemek için çok diretti. (…) Lozan’da petrol meselesi Milletler Cemiyeti’ne ertelendi. Büyük güçler arasındaki bu kavga 1926’ya kadar devam etti. (…) Eğer Amerika devreye girmeseydi bu iş muhtemelen 1920’de çoktan biterdi. Kavganın uzamasının asıl sebebi, paylaşımda Amerika’nın unutulmasıdır. O da kendisine pay verilene kadar mücadeleye devam etmiştir.”

Lozan ve Abd

Volkan Ediger’in söyleşisinde ağzımıza çaldığı bir parmak balı daimi yazarlarımızdan Prof. Şükrü Hanioğlu tam 10 sayfalık bir analizle elle tutulur hale getiriyor. Mutlaka okunmalı kaydını düştükten sonra Prof. Hanioğlu’nun yazısındaki birkaç noktaya dikkat kesilelim.

İlginç bir şekilde Lozan’daki resmi görüşmelerde petrol temel tartışma konularından biri olmamış, hatta İngilizler bile petrolle sanki alakaları yokmuş gibi davranmayı tercih etmişlerdi ama bu elbette zevahiri kurtarmak için yapılan bir roldü. Bal gibi petrol açısından bakıyorlardı antlaşmaya. İngiliz-ABD rekabeti kapalı kapılar ardında kıyasıya yürüyordu.


Kavganın gerçek sebebi, savaştan önce Türkiye’den kopartılacak petrol sahalarının –vaadedildiği gibi- Turkish Petroleum Company’nın ana hissedarları İngiliz-Fransızların tekeline mi kalacağı yoksa tekelci çözüme karşı direnen ABD’li petrol şirketleri konsorsiyomunun, yani Stardard Oil Company’ye pay mı verileceğiydi.

Yani Lozan ve sonrasındaki asıl mücadele, bizim ile İngiltere arasında değil, İngiltere-Fransa ile ABD arasında cereyan etmiş ve petrolü kaybeden taraf biz olurken ‘petrol fırtınası’ndan İngiltere de beklediklerini alamamış, tek başına petrolün üzerine oturacağını hesaplarken güçlü bir kumayı kabullenmek zorunda kalmıştı. Şükrü Beyin deyişiyle söylersek “Bu bir anlamda Amerikan petrol endüstrisinin İngiliz şirketlerine karşı kazandığı bir zafer anlamına geliyordu.”

Size  uzun uzun yazmak yerine, kısaca sonucu söyleyeyim. Peki sonuç ne olmuştur? Yine Prof. Hanioğlu’nun yazısından aktaralım:

“ABD şüphesiz önemli bir başarı kazanmıştı. İngiltere ise Musul’un aidiyetinin Cemiyet-i Akvam’a havalesi ile bölgenin siyasî kontrolünü güvence altına almıştı. Türkiye ile ABD konferansta ortak hareket etmişler; ABD istediğini elde etmiş, Türkiye ise bu konuda başarısız olmuştu.”
Bu durumda Lozan’da kazananlar ve kaybedenler tablosu şöyle belirginleşiyor:

“Son tahlilde, Lozan’da verilen “petrol savaşı”nın galibi ABD olmuştu. İngiltere mağlubiyetten ziyade planladığının azına razı olma mecburiyeti ile karşılaşmıştı. Büyük beklentilerle, “hem Musul, hem de petrol” parolasıyla yola çıkan Türkiye ise oldukça cüz’î bir ödemeyle tatmin olmak zorunda kaldı. Söz konusu savaşın gerçek mağlubu ise hiçbir aşamada fikri sorulmayan ve sürece katılamayan bölge sakinleri idi.”

Şükrü Hanioğlu’nun çizdiği tablodan bir zafer çıkıyor elbette ama bu bizim zaferimiz değil. Petrol şirketlerinin zaferi.



ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Mrt dedi ki:

    İmza yerine parmak bassalar iyiymiş

  2. FAYSAL{ HOCA } ÜNAL dedi ki:

    EY NECİB MİLLETİMİZ

© Bilgi Deryam | 2018 Bilgideryam.com - Sitedeki yazıları kaynak göstererek paylaşabilirsiniz. Tüm hakkı saklıdır.