Bilgi Deryam

Dergahının kapılarını Fatih’e kapatan Şeyh Ebul Vefa

Dergahının kapılarını Fatih’e kapatan Şeyh Ebul Vefa

Ebul Vefa Hazretleri, Fatih Sultan Mehmed Han zamanında yaşamış büyük alimlerdendir. Ama dergahının kapısını Fatih Sultan Mehmed Han’a kapatmıştır. Sebebini öğrendikten sonra ”Vay be” diyebilirsiniz. Lafı fazla uzatmadan yazımıza geçelim.

Dergahının kapılarını Fatih Sultan Mehmed’e Kapatan Ebul Vefa Hazretleri

Fatih Sultan Mehmed Han, alimlerin, evliyaların, velilerin ziyaretlerinde büyük huzur bulur ve mümkün oldukça onları ziyaret eder, onlarla sohbet ve zikir ederdi. Maneviyatı yüksek bir  padişahtı. Fatih Sultan Mehmed bir gün o dönemin büyük evliyalarından Şeyh Ebul Vefa Hazretlerini ziyaret etmek ister. Yanındaki devlet adamlarıyla birlikte varır dergahın kapısına.

Dergahın kapısına varır amma, dergah Fatih Sultan Mehmed Han’a kapalıdır. İçeriye her türlü insan girer, ayyaş, sarhoş, kadı, alim, muallim, aklınıza gelen herkes girip çıkabiliyor ama bir tek Fatih Sultan giremiyor. Kapının kendisine kapatıldığını gören Sultan çok üzülür.

Farih Sultan, çok üzüldü; rengi soldu. İçeride Ebul Vefa Hazretleri de aynı durumda idi.  Edeptenen bir şey de soramıyorlardı. Fakat içlerinden de “Bu işin sırrı nedir acep?” diyerek hayretle olayın seyrini merak ediyorlardı. Nasıl olur ki, bir sarhoşa bile açık olan kapı, Peygamber Efendimiz’in hadisine mazhar olan  Fatih Sultan Mehmed Han’a kapalı olur. Fatih Sultan Mehmed Han, üzgün bir şekilde geri döner saraya.

Bir çağı kapatıp, yeni bir çağı açan, Bizans surlarını yerle bir eden ulu Hakan, bir gönül erinin tekkesinin esrarlı kapısını açamadan geri dönmüştü. Aradan belli  bir zaman geçtikten sonra Fatih Sultan, tekrar hassas kalbinin derinliklerinden gelen bir heyecan ile Ebul Vefa  Hazretleri’ni ziyarete hazırlanıp, devlet adamları ile tekrar oraya gittiler. Fakat yine aynı manzara; kapı yine kapalı. Üstelik sadece Fatih Sultan Mehmed’e.

Bu maneviyatı tadarsa bir daha ayrılmak istemez!

Padişah’ın üzüntüsü arttı. Yanındaki yaverine, ” Edep ile şeyhimin huzuruna gir, bu iş neyin nesidir, bu muamma nedendir? Bu ne acep haldir? öğrende gel” dedi. Yaver Ebul Vefa Hazretlerinin huzuruna girdi. Ebul Vefa Hazretleri yavere dedi ki:

Padişahımız Fatih Sultan Mehmed’in hassas ve coşkun bir gönlü vardır. Buraya gelir de bizim alemimizdeki zevki tadarsa, bir daha ayrılmak istemez ve devletin idaresine dönmek istemez! Lakin bu mülk ve ümmet ona emanettir. Kendisi kadar liyakatli bir kimse gelip onun yerini dolduramaz ise, halk ve ümmet zarar görür. O da, ben de günahkar oluruz! 

Sonra; ruhu buranın manevi havası ile dolacak, neyi varsa buraya getirip infâk edecek. Dula, yetime, garibe, biçareye  gidecek olan imkanlar, buraya akacak! Aynı zamanda buradaki müridlerin de gönlüne dün­ya muhabbeti girecek, düzenimiz bozulacak!..

Hünkârımız, Padişahımız’a bizler buradan dua ve teveccüh halin­de­yiz. Gönlü, gönlümüzün içindedir…” buyurdu.

BİR TÜRLÜ NASİP OLMAYAN GÖRÜŞME

Yaver şeyhin huzurundan ayrılıp, tekkenin kapısında merakla sonucu bekleyen Padişah’a bu sözleri söyleyince, Padişah sordu: “–Şeyhim bu hislerini söylerken nasıldı?” Yâver:

“–Sultanım! Ebul Vefa Hazretleri, bir taraftan bu sözleri söylerken, diğer taraftan da gönlü hicran ile yanmış olmalıydı ki, gözlerinden damlalar dökülüyordu…” dedi.

Fatih Sultan Mehmed, başını önüne eğdi. Ufuklara sığmayan bakışları, derin, mehtaplı bir gece gibi başka bir aleme döndü. Gözleri nemlenerek, baharda yapraklar üstünde biriken şebnemler gibi yaşlar dökülmeye başladı. Ebul Vefa Hazretleri’yle görüşmek, kendisine hiç nasip olmadı.

Ta ki Fatih Sultan Mehmed’in vefat haberi gelince, Ebul Vefa Hazretleri saraya gitti. Padişah’ın cenaze namazını kıldırdı.

 

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Bilgi Deryam | 2018 Bilgideryam.com - Sitedeki yazıları kaynak göstererek paylaşabilirsiniz. Tüm hakkı saklıdır.