Bilgi Deryam

Beterin Beteri Var Hikayesi. Ders Alınması Gereken Hikaye

Beterin beteri var mıdır her zaman? Şimdi ki durumunuz çok mu kötü bir durum. Unutmayın her zaman beterin beter var bu hayatta. Lafı fazla uzatmadan ” beterin beteri var ”hikayemize geçelim.

Vakti zamanında Mehmet isminde biri işten çıkartılır. Eve gelir, durumu anlatır hanımına. Hanımı da sinirlenir kocasını evden kovar. Adamın gidecek yeri de yoktur. Aklına dergah gelir, vakit kaybetmeden soluğu dergahta alır. Selam verir içeriye girer. Talebeler  bir yandan börek, çörek yiyip çaylarını yudumluyorlar, bir yandan da şeyhin sohbetini dinliyorlar.

Bizim Mehmet de oturur talebelerin yanına. Şeyh, ”beterin beteri vardır” her zaman. İnsan içinde bulunduğu duruma her zaman şükretmeli diyince, bizim Mehmet dayanamaz ”postun üzerinde oturuyorsun, sevenlerin, talebelerin etrafında sana hizmet ediyorlar, elbette içinde bulunduğun duruma şükredersin, ya ben ne yapayım” diye kendi kendine mırıldanır.

Şeyh adamın içinde bulunduğu durumu fark edince, evladım, sen de içinde bulunduğun duruma şükret. Beterin beteri vardır der. Mehmet daha fazla dayanamaz içindekileri döker; ”Efendim şu an çok kötü durumdayım, işten de kovuldum, evden de.

Şeyh oralı bile olmaz aynı sözü tekrar eder: ”Beterin beteri vardır. Sen yine de şükret.”  Mehmet cevap vermez, düşünüp durur, bu kötü durumdan nasıl çıkarım diye. Derken akşam olur. Herkes köşesine çekilir, Mehmet de belki hanım affeder ümidiyle evin yolunu tutar. Kapıyı çalar, ”hanım beni affet, perişanım” diye yalvarır. Fakat hanımı eve almaz adamı. Mehmet de kapının kenarına kıvrılır öylece.

Etraf buz kesmiş, Mehmet soğuktan  tir tir titrerken kuytu bir yere  gider oturur. Çok geçmeden  zaptiyeler bunu gizlenmiş  olarak görünce şüphelenip karakola götürürler.  Eşkaline bakınca direk nezarete atarlar. Meğer o civarlarda bir hırsızlık olayı olmuş, eşkali de benziyormuş bizimkinin. Zavallı Mehmet geceyi nezarette, ipsiz sapsız eşkiyaların arasında geçirir.

Beterin Beteri Var

Şeyh Mehmet’in durumunu öğrenir, ziyaretine gelir. Şeyh daha nasılsın diye sormadan bizimki başlar feryat  figan etmeye.

-”Şeyhim nedir bu başıma gelenler; önce işten kovuldum, sonra evden kovuldum, şimdi de nezaretteyim.” Mehmet sözünü tamamlamadan şeyh sözünü keser.

” Beterin beteri var ” Mehmet dayanamaz : ”Hocam anlatamadım galiba. Suçsuz yere hırsız damgası yedim. Üstelik ne olduğu belli olmayan bu adamların arasındayım.” Şeyh hiç umursamadan hapishaneden ayrılır. O gece nezarettekiler arasında büyük bir kavga çıkar. Tekme tokat birbirlerine girerler. Bizimkisi de bir kenara  sıvışarak olan biteni izler. Hemen zaptiyeler gelir, kavgayı ayırır. Kavganın sebebini araştırırlar. Kavganın Mehmet geldikten sonra çıktığını  gören zaptiyeler, bizim zavallıyı tek kişilik bir hücreye atarlar.

Geceyi hücrede geçiren Mehmet, sabahleyin şeyhi karşısında görünce dayanamaz hüngür hüngür ağlamaya başlar. Başından geçenleri anlatır şeyhe.  Şeyh yine az sözü tekrarlar.  ” Beterin beteri var ” sen sabret içinde bulunduğun duruma. Bizimki öfkeden sinirden beynine kan sıçrasa da bir şey diyemez.

Şeyh  bir vakit sonra gider, bizim zavallı sinirden ortalığı birbirine katar. Bağırır, çağırır, hücrenin kapısını tekmeler. Hemen zaptiyeler gelir, gelen zaptiyeye de küfür edince bizimkisi iyice bir dayak yer zaptiyelerden.  ”Bu adam yalnızlıktan sıkılmış olmalı” diyerek Mehmet’in yanına bir arkadaş vermişler.

Yeni gelen adam ömrü boyunca doğru dürüst yıkanmamış, saçı, sakalı kir pas içinde, üstelik hastalıktan kıvranıyor, ölmek üzeredir. Tek kişilik hücrede iki kişi  sabah ederler. Sabah olur şeyh tekrar bizim zavallının ziyaretine gelir. Şeyh; ooo,  arkadaşın olmuş, en azından yalnızlık çekmezsin.

Mehmet; ”böyle arkadaş olmaz olsun hocam. Herif hasta, baygın yatıyor burada. bir de leş gibi kokuyor. Böyle arkadaş olmaz olsun” dedikten sonra yine bir şey söylemeden  gider. Bir vakit sonra hasta adam kusmaya başlar, altına kaçırır. Mehmet iyice sinirlenir, öfkeden ne yapacağını bilmez. Mehmet hemen zaptiyeleri çağırır. Görevliler durumu görünce ”bundan sonra hücrenin temizliğinden de sen sorumlusun” diyerek bir kova su ile bez verip çekip giderler. Mehmet  tükenmek üzeredir. İşler iyice kötüleşmiş, perişan bir durumda  şeyhin her zaman söylediği sözü aklına getirerek uyumuş.

Sabah olduğunda geceleyin çok büyük bir kavga çıktığının haberini alır. Nezarettekiler birbirlerine şişlerle saldırmış, çoğu kişi ölmüş, kalanlar ise yaralıdır.

Sabrın Sonu Selamet

Şeyh  efendi karakola gelir. Hücreye yaklaşınca Mehmet’in yanık sesini duyar. Mehmet bir yandan hasta olan adamı temizliyor, bir yandan da hücreyi. Bir yandan da dua ediyor.

”Allah’ım sana şükürler olsun. İyi ki bu hücreye girmişim, ben de dün gece ki kavgada ölebilirdim. Bir de bu hasta adama hizmet ettiğimden dolayı adam Müslüman oldu.”

Şeyhi görünce Mehmet boynunu büker;

”Haklıymışsınız Şeyhim. Bu adamcağız hasta oldu. Temizliğini de bana yaptırdılar. Düşündüm de eğer bu adam burada ölseydi halim ne olurdu? Beni cinayetle  bile suçlarlardı. Belki hiç hücreye bile gelmezlerdi, adamın cenazesi  kim bilir kaç gün burada kalırdı? İyi ki ölmedi. Hem de  bu hasta adam Müslüman oldu.

Şeyh gülümser:

”Beterin beteri olduğunu anladın demek. Sana bir de müjde vereyim, zaptiyeler  gerçek hırsızı yakalamış. Bu habere Mehmet çok sevinir, çok geçmeden de karakoldan çıkar. Yörenin ileri gelenlerinden zengin bir adam Mehmet’in  durumunu öğrenir ve işe alır. Hanımı da iş güç sahibi olduğunu öğrenince onu tekrar eve  alır.

Umarım  beterin beteri var hikayemizi beğenmişsinizdir. Yorum kısmında fikirlerinizi ve eleştirilerinizi yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Bilgi Deryam | 2018 Bilgideryam.com - Sitedeki yazıları kaynak göstererek paylaşabilirsiniz. Tüm hakkı saklıdır.