Bilgi Deryam

80.000 kişilik Rus ordusunu yenen komutan – Silistire Zaferi

80.000 kişilik Rus ordusunu  yenen komutan – Silistire  Zaferi

Silistire Zaferi Kırım Savaşı’nda yaşanan dillere destan bir destandır. Komutanı da pek şanlıdır. 80.000 kişilik Rus ordusunu telef etmiştir askerlerimiz. Tarihte bugün Silistire Zaferi ‘nin yıl dönümüdür. İşte muhteşem zaferin detayları.

Silistire Zaferi

Kırım Savaşı olarak bilinen 1853 – 1856 Osmanlı – Rus Savaşı, yalnızca Osmanlı İmparatorluğunun değil Avrupa tarihinin de dönüm noktalarından biriydi. Kırım Harbi sırasında Osmanlı Devleti için büyük önemi olan ve bugünkü Bulgaristan sınırları içinde yer alan Silistire, 1854 yılının Mayıs ayında 80.000 kişilik bir Rus ordusu tarafından kuşatma altına alındı. Osmanlı Devletinin kumandanı Topçu Feriki (topçu general) Musa Hulusi Paşa‘nın emrinde ise Silistire savunmasında 6.000 asker ve gönüllülerle birlikte 10.000 Türk vardı.

Rus orduları Silistire’yi önemsiz görür, bir an evvel Şumnu ve Varna’ya girip Edirne’ye inmeyi planlarlar. Tarihlerden 13 Haziran günü, Ruslar bütün güçleriyle 140 topla hücuma geçtiler ve şiddetli bir bombardıman başladı. Muharebeler Mecidiye Tabyası etrafında meydana geldi.

Cesur ve kahraman Türk askeri müthiş bir çıkış yaparak Rus askerlerini en geri mevzilere kadar püskürttü. Rus Ordusunun başkomutanı General İvan Paskeviç yaralanmış ve onun yerine atanmış olan Prens Mihail Gorçakov da yaralanmış, cepheden yaralı olarak kaçırılmış ve Şidler dahil 9 General de savaş meydanında ölmüştü.

Silistire savunmasının sonunda Ruslar 15.000 ölü ve 20.000 de yaralı bırakınca Çar’a rağmen Rus Genel Kurmayı geri çekilme emrini verdi. Osmanlı devletinden de 3.000 asker şehadet şerbetini içti. Bu şanlı ve büyük zafer Osmanlı ordusunun maneviyatını oldukça yükseltti ve Ruslar panik içinde geri çekildi. Bu şanlı zafer ile birlikte Silistire kuşatması da böylece kalkmış oldu.

Silistire Zaferi ile Osmanlı’nın Payitahtı İstanbul’u heyecanlandırır ve Musa Hulusi Paşa’nın Mareşal yapılması kararlaştırılır. Bu muzaffer Paşamız ise dünyada kazanabileceği en üst makama gülüp geçer. “…Keşke omuzlarım apoletsiz, göğsüm madalyasız olaydı da asker evladlarım gibi şehit düşeydim…” diye kendi kendine mırıldanır.

Musa Hulusi Paşa, ertesi gün sabah namazı için abdestini alırken Ruslar kaçarken bile top atışına devam ettiklerinden bir top güllesi gelip su terazisine çarpar, sıçrayan taş göğsünü yarar, hasretine nokta koyar ve oracıkta şehadet şerbetini içer. Musa Hulusi Paşa ve askerlerimizin mekanları cennet olsun inşallah.






ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Bilgi Deryam | 2018 Bilgideryam.com - Sitedeki yazıları kaynak göstererek paylaşabilirsiniz. Tüm hakkı saklıdır.